 |
“Kötü kadınlar, kötü erkeklere; kötü erkekler, kötü kadınlara; iyi ve temiz erkekler, iyi ve temiz kadınlara (yaraşır). Bunlar, onların demekte olduklarından uzaktırlar. Bunlar için bir bağışlanma ve kerim (üstün) bir rızık vardır.” (Nur Suresi, 26)
Insanların dünyevi değerler üzerine kurdukları birliktelikler, çok kısa sürede yerini bıkkınlığa bırakabilmektedir. Günümüzde İslam ahlakına göre gerçekleştirilmeyen evliliklerde de bu duruma sık sık rastlanmaktadır. İnsanlar, saygı ve sevgilerini dünyevi değerler üzerine kurduklarında; bu değerlerde herhangi bir değişiklik olduğu takdirde, sözde saygı ve sevgilerini de hemen yitirebilmektedirler. Sevgi, saygı, sadakat gibi kavramlar; güzellik, zenginlik, sağlık, makam ya da itibar gibi ölçülere dayandırıldığında, bu sonuç neredeyse kaçınılmaz hale gelmektedir.
Sayın Adnan Oktar bu yanlış evlilik anlayışının terk edilebilmesi ve gerçek mutluluğun yaşanması için birçok röportajında Islam ahlakına göre evlilik anlayışının nasıl olması gerektiğini detaylarıyla açıklamıştır.
Müminler, Allah’a Birlikte Güzel Kulluk Edebilmek İçin, Allah’ın Rızasını Kazanmak İçin Evlenirler
“(Evliliğin) saf sevgiye dayalı olması lazım. Allah’ın tecellisine niyetle bakmak lazım. İnsan tutkuyu yaşamak için evlenir. Allah’ın verdiği o güzel hissi, derinlik hissini yaşamak için ve Allah’a birlikte güzel kulluk edebilmek için, Allah’ın rızasını kazanmak için insanlar evlenirler. Allah’ın tecellisine niyetle insan sevilir. Öbür türlü çok garip ve çok zorlu bir iticiliği var, yani çok zorlu iticiliği. Allah vermesin.” (Sayın Adnan Oktar’ın Ekin TV’de 2 Şubat 2009 Tarihinde Canlı Olarak Yayınlanan Röportajından)
Evlilik Saf Sevgi Üstüne Kurulur
“… Evlilik saf sevgi üstüne olur. Allah’ın tecellisi olarak o insanı seversin. Ve bütün amacın Allah’ın verdiği o emaneti, eşin olarak, hatta bir nevi kardeşi gibi görerek, hatta bir çocuğu gibi görerek, evladı gibi görerek o emaneti koruyup kollamaktır ve onu dünya şartlarında en iyi şekilde yaşatmaktır.” (Sayın Adnan Oktar’ın Ekin TV’de 2 Şubat 2009 Tarihinde Canlı Olarak Yayınlanan Röportajından)
Allah Rızası İçin Sevmek Altıncı Bir His Gibidir
“Allah rızası için sevmek bambaşka bir şeydir. Çok derin bir zevktir. Bunda insanın içinde özel bir güç vardır. Yani altıncı bir his gibi bir his. Yani ne görmeye benzer, ne duymaya benzer, ne işitmeye benzer. Tarif edilemeyecek şiddette derin bir zevktir. Derin bir güç. Buna biz “tutku” diyoruz. İnsanlar tutkunun ve aşkın taklidini yapıyor sokakta. Ben duyuyorum mesela televizyonlarda. Âşık olduğunu söylüyor. Yani neye göre âşık olduğunu sorduğumda, “Mesela işi olmasa, parası olmasa, devam eder mi?” diyorum yok boşanacağını söylüyor. Demek ki aşkla alakası yok.” (Sayın Adnan Oktar’ın Tempo TV’de 28 Ocak 2009 Tarihinde Canlı Olarak Yayınlanan Röportajından)
Allah Kaderindeki Evleneceği Kişiyi Müminin Karşısına Çıkartır
“Bir insan eğer çok samimi ve çok akıllıysa; Allah zaten ona bereket verir, mutlaka onun yolunu açar ve onun için hayırlıysa onun kaderindeki insanı karşısına zaten çıkartır. Yani manavdan armut alınır gibi gidip kadın alınmaz. Var öyle tipler. Geliyor işte evinin arabasının olduğunu söylüyor. Sanki toptancı tüccarı gibi böyle: “Şu şu şu var, buna karşılık da bana bir bayan bulun evleneyim.” Bu dehşet verici. Bütün milletin gözünün önünde bunun yapılması da dehşet verici, bu çok ürkütücü, köle satın alır gibi. Sen tutkuyla, samimiyetle, candanlıkla seveceğin Allah’ın bir tecellisini arıyorsun. Orada da bir kamyon mal vererek ben birini almak istiyorum diye ortaya çıkıyorsun. Arada dağlar kadar fark var. Yani boyut farkı var. Bu çok itici ve çok zorlu izahlar bunlar. Çok acıdır bunlar. İnsan Allah’ın tecellisini görmek, Allah’ın rızasını kazanmak için evlenir ve Allah’ın tecellisinden zevk alır. Sadece Allah rızası için yapılır bu güzellik. Allah’ın yüzünü yani Allah’ın tecellisini görmenin heyecanı yaşanır. Burada hazırlık yaparken işte şöyle mi olacak, böyle mi olacak? Allah zaten onun zeminini yapmıştır. Kaderlerinde vardır, kaderindeki kadınla insan karşılaşır. Yoksa her ne olursa olsun bu iş olacak diye bir konu olmaz. Müminin mutlaka Allah’tan hayırlısını beklemesi gerekir. Allah ona şartlarını, ortamını hazırladığında, karşısına o insanı çıkarttığında onda bir hayır vardır.
Müslüman Allah’ın ona vereceği hayrı beklemek durumundadır. Yani illa bir şey istediğinde onun istediği an hemen olması diye bir konu yoktur.” (Sayın Adnan Oktar’ın Ekin TV’de 2 Şubat 2009 Tarihinde Canlı Olarak Yayınlanan Röportajından)
Çocuklar Evlilik Konusunda Küçük Yaşta Çarpık Eğitiliyorlar
“Ama böyle, çocuklar küçük yaşta çarpık eğitiliyorlar. Ben bazen anneler görüyorum. Nice doktorlar, mühendisler kızını istemiş de, vermemiş. Yani insan utanır bu sözü söylerken. Niye demiyorsun nice takva insanlar istedi diye. Nice dindar insanlar güzel ahlaklı, çok akıllı insanlar istedi de vermedim dese yine bir dereceye kadar bir mantık olabilir. Ama yine bu da anormal olur ama çünkü akıllı bir insan görsen verirsin zaten kızını, ama doktor ve mühendis, ne hikmetse böyle iyi para getirenlerden bahsederek bunu da iftiharla anlatıyorlar. Duyanlar da birçok kişi takdir ediyor ne kadar güzel konuştu falan diyor. Halbuki burada çok büyük bir aşağılanma var ve çok çirkin bir ifade bu. O genç kızı da, çocuğu da köle yerine koymaktır bu ve yakışık almayacak bir izahtır. Genç kızlar hep öyle eğitildikleri için, birçoğu çocukların hep böyle zengin birisini arama eğiliminde oluyorlar. Karaktersiz olması, psikopat olması onları hiç ilgilendirmiyor. Mesela o çocukları dövüyorlar, sövüyorlar, aşağılıyorlar, aileleri diyor ki; “yavrum” diyor “senin eşindir tabi ki dövecek”. “Gayet normaldir” diyor. Adam kovuyor sokağa atıyor, gönderiyor geri, ailesi de alıp neşe içinde geri getiriyorlar. Ya kusura bakma oldu bir kere falan diye, böyle çok acı bir açmaz, böyle bir rezalet, birçok yerde kendini devam ettiriyor.” (Sayın Adnan Oktar’ın Mavi Karadeniz TV’de 3 Şubat 2009 Tarihinde Canlı Olarak Yayınlanan Röportajından)
Bir Kadını Asıl Etkileyen Karşısındaki Kişinin Allah Korkusu ve Aklıdır
“Doğal ve tabi insan, çok etkileyicidir. Bir kadını en etkileyecek şey; karşıdaki insanın dürüstlüğü, samimiyeti, Allah’tan korkusu, güvenilir olması, dengeli ve akıllı olmasıdır. Karşısındaki kişinin romantikliği aklı başında bir kadını nefret ettirir, kızdırır hatta. Rahatsız olur öyle bir insandan. Ama akıllı bir insandan, tutarlı bir insandan, derin düşünen bir insandan çok hoşlanır bir kadın. Onun tutkuya olan derinliğini, aklını gördüğünde Allah onda özel bir güç meydana getirir ruhunda. O kadın o zaman onu çok sever ve çok etkilenir ondan. Ruhunda tarif edemediği bir zevk meydana gelir.” (Sayın Adnan Oktar’ın Ekin TV’de 19 Ocak 2009 Tarihinde Canlı Olarak Yayınlanan Röportajından)
Güven Allah Korkusu ve Allah Sevgisi ile Ortaya Çıkar
“İnsanın ruhundaki özel gücü, aslında her kadın bilir, bilinçaltında bilir. Fakat onu çıkaracak insanı, kolay kolay bulamaz. Hep bilinçaltında mükemmel bir erkek arayışı vardır kadında. Ama bulamazlar. Yani tek aradığı şey akıl, samimiyet, dürüstlük. Çünkü kadın yalan söyleyen erkekten nefret eder. Hatta birkaç kere olsa çok derinden onu yıkar adeta. Çok olumsuz etkilenir. Ve güven. Güven kadına adrenalin etkisi yapar, acayip gevşetir ve çok rahatlatır. Ve onun içindeki o kadın gücünü tam ortaya çıkartmasını sağlar. Yani o derinliğini ortaya çıkartır. Güven de ne ile olur? Allah korkusu ve Allah sevgisi ile olur. Yani bir kadın bir insanın tam Allah’tan korktuğuna inanıyorsa, Allah’a tutkuyla bağlı olduğuna ve Allah’a tam teslim olduğuna inanıyorsa karşısındaki erkeğin, o zaman beyninin içi bir anda çözülür. O beynindeki kasılma açılır. Ve onun içindeki o kadın ruhu ortaya çıkar işte. Erkekte de bu böyledir. Erkek kadında eğer güvenilirlik, sadakat, vefa, sırdaşlık, akıl, ki bunlar kadının gözüne çok muazzam bir anlam verir, kadına hipnotize edici özellik kazandırır. Akıl varsa gerçek anlamda sevgi duyabilir.” (Sayın Adnan Oktar’ın Kanal 35’de 7 Şubat 2009 Tarihinde Canlı Olarak Yayınlanan Röportajından)
Müminler Ancak İnanç ve İman Yönünden Anlaşamıyorlarsa Eşlerinden Ayrılırlar
ADNAN OKTAR: Eğer bir kadın eşine karşı bir sevgi duymuyorsa, bu konuda samimi kanaati geldiyse, konuyu uzatmasına gerek yoktur. Allah ona rızık verir. Gelecek korkusuyla böyle bir şeyden (boşanmaktan) kaçınması yersiz olur. Nezaketiyle, saygılı bir üslupla, düşman olmadan, kepazelik, rezalet çıkartmadan saygılı bir şekilde ayrılmaları gerekir.
MUHABİR: Kadının gidebilecek hiçbir noktası yoksa çocukları varsa, maddi desteği, kaynağı yoksa…
ADNAN OKTAR: Olur mu? Allah onu mutlaka korur. Allah ona mutlaka bir yol verir. Allah’a tevekkül etmesi lazım. Eğer imanlıysa, akıllıysa, güzel huyluysa, tabii ki güzel ahlak öyle ucuz değildir. Kolaya mâl olmaz. Yani tabii ki insan gerekirse zorluk çekebilir. Ama tutkuyu ve sevgiyi derin yaşayarak hayatını devam ettirir. Yani sürünmekten mi bahsedelim, mutlu olmasından mı bahsedelim? Belki az yiyecektir. Daha küçük bir odada oturacaktır. Ama mutlu olacaktır. Öbüründe sarayda oturur ama sürünür, acı çeker.
Bunu bir kurnazlık ve mantıklı hareket olarak gören kadınlar, hep acı çekiyorlar. Bunları görüyorum. Yani zengin olmak onları mutlu etmiyor ki, daha da fazla acı çekmelerine neden oluyor. Onun için orada insanın, onurlu, Müslümana yakışır bir tarz göstermesi lazım. Eğer gerçekten sevmiyorsa, gerçekten saygı duymuyorsa, onda o derinliği, tutkuyu, sevgiyi bulamıyorsa, Allah’ın tecellisi olarak, daha güçlü bir tecelli arıyorsa ve onu ahlaken, moral yönden güçsüz ve yetersiz görüyorsa, tabii ki ayrılmasında fayda var. Ama maddi nedenlerden, işte yok “tipi şöyle, kaşı şöyle, gözü böyle, parası gitti, parası azaldı”, bu nedenle ayrılmak çok onursuz bir tavır olur. Çok çirkin olur. Bunda Müslüman Allah’a tevekkül eder, sabreder. Çünkü sonuna kadar, ahirette de beraber olmaya azmedilerek evleniliyor. İnsan eşini hiçbir şekilde boşayamaz bu nedenlerle. Asla bunu yapamaz. Ama ahlaki nedenlerle anlaşamıyorsa, inanç ve iman yönünden büyük bir farklılık meydana geldiyse, tabii ki ayrılması gerekir. (Sayın Adnan Oktar’ın Kanal 35’de 21 Şubat 2009 Tarihinde Canlı Olarak Yayınlanan Röportajından)
Dünyada Mümin Eşler Arasında Yaşanan Sevgi Cennet Nimetidir
“Akıllı bir kadının bakışı çok sarsıcıdır ve çok şiddetli gücü vardır. Ama akıllı kadın ancak akıllı erkeğe bu gücünü gösterebilir. Yani akılsız bir erkeğe, düz duvara bakar gibi bakar, elinde değildir. Bakışı gider çarpar, dağılır etrafa, yani mermerin üstüne su sıkar gibi. Ama akıllı bir erkeğin gözü onu emer adeta, çeker ondaki o güzelliği, o sevgiyi çeker. Karşılıklı olur işte bu. Buna tutku diyoruz. Bu, Allah aşkından meydana gelen, Allah’ı derin sevmekten meydana gelen, bir cennet nimetidir. Cennette bunun kat kat fazlası meydana getirilecektir. Fakat müminler tanısın diye Allah, cennetten bir parça vermiştir müminlere böyle. Yani cennette yaşayacakları zevkin şiddetini anlamaları için verilmiş bir nimettir bu. Bunun bütünü ve tamamı cennette olacaktır. Ama mümin bunu imanın gücüne göre, cennettekine yakın hale gelinceye kadar artırabilecek güce sahiptir. Ve o da çok sarsıcı ve şiddetli olur. O zaman işte, ne boşanma aklına gelebilir. Ne kadın yaşlandı diye kadını dışarı atma aklına gelir. Ne de erkeğin parası bitti diye onunla bağlantısını kesmek kadının aklına gelir. Her halükarda o zaman sevilir.” (Sayın Adnan Oktar’ın Kanal 35’de 7 Şubat 2009 Tarihinde Canlı Olarak Yayınlanan Röportajından)
Mümin Erkekler, Mümin Kadınlara; Mümin Kadınlar Mümin Erkeklere Yaraşır
“Düz bir erkek kitlevidir. Adam yapılı falan olur tamam, ama sığır gibidir, bomboş bir adamdır. Et, kemik yığınıdır. Akıllı kadınlar, bu tip insanlardan etkilenmezler. Kadın akıldan çok etkilenir. Mesela akıllı bir erkekten çok şiddetli haz duyar. Ve onunla hipnotize olur. İşte bu, imanının onda oluşturduğu özel güçten kaynaklanır. Mıknatıs gibi onu çeker. Ama mesela, bir aptaldan yahut dinsizden kadın etkilenmez, mümin bir kadın. Ona çok mat gelir. Çok düz ve hatta itici gelir. Yani elinde olmaz onun, içgüdü olarak Allah ona vermiştir. Kuran buna işaret ediyor çünkü. Mümin erkekler mümin kadınlara, mümin kadınlar mümin erkeklere, diyor. (Nur Suresi, 26) Yani özel vasfıdır bu.” (Sayın Adnan Oktar’ın Kanal 35’de 7 Şubat 2009 Tarihinde Canlı Olarak Yayınlanan Röportajından)
“Peygamber Efendimiz (sav) diyor: “Malı için evlenen malından mahrum olur” diyor, “Güzelliği için evlenen güzelliğinden mahrum olur” diyor. Çünkü güzellik mesela bir gün grip nezle olur güzelliği gider, bir anda tiksinebilir. İnsan hiç ummadığı şeyden bile tiksinir mesela. Onun bir aciz halini görür, bir acizliğini görür, iğrenir ve bir daha ondan kurtulamaz öyle ömür boyu kurtulamaz.” (Sayın Adnan Oktar’ın Kaçkar TV’de 29 Ocak 2009 Tarihinde Canlı Olarak Yayınlanan Röportajından)
Türkiye İstatistik Kurumu Açıkladı:
2008 Yılında Ülkemizde 100.000 Çift Boşandı
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre sadece 2008 yılında 99 bin 663 çift evliliklerine son verdi. Bu verilere göre:
İlk sırada yer alan 14 bin 947 çiftin, 20 yıl ve daha uzun süreli evli oldukları belirtildi.
En fazla boşanan çiftler listesinin ikinci sırasında ise bir yıllık evliler yer aldı. 9 bin 672 çift, evliliklerinin birinci yılında boşandı.
Bir yıllık evli çiftleri, boşanan, 8 bin 136 kişilik iki yıllık evliler takip etti.
Üç yıllık evli olup da boşananların sayısı ise 7 bin 252 olarak açıklandı.
2008’de 18 yıllık evli çiftlerden bin 195, 19 yıllık evlilerden de bin 804’ü evliliklerini sonlandırdı.
Boşanma nedenlerinin başında ‘geçimsizlik’ geldi. 99 bin 663 çiftten 94 bin 967 çift, geçimsizlik yüzünden ayrılığı seçti. (9 Ocak 2009 / bugun.com.tr)
Gizli (Kalben) Boşanma Oranları Boşanma Oranının Çok Üstündedir
Sayın Adnan Oktar kendisiyle yapılan röportajlarda evlilik konusunun yanı sıra boşanma ile de ilgili birçok önemli açıklamalarda bulunmuştur. Bu konulardan biri de, resmi olarak gerçekleşen boşanmaların dışında özellikle kadınlarda yaşanan gizli (kalben) boşanmadır. Sayın Adnan Oktar bu önemli konuyu şöyle izah etmektir:
“Mesela boşanan kadınlardan bahsediyorsunuz. Bir de gizli boşanan kadınlar var, kalben boşanan kadınlar var. Onların oranı onların on mislidir en az. Yani kalben boşanmış, ama zoraki devam ettiriyor. Yani eğer imkan versen o gün gider. O gün boşanır. Ama maddi nedenlerden dolayı, işte toplumun baskısından dolayı, zorlamalardan dolayı, o birlikteliğini devam ettirir. Onun için toplumda gerçek anlamda boşanma çok çok daha yüksek çıkabilir onu söyleyeyim.” (Sayın Adnan Oktar’ın Kanal 35’de 21 Şubat 2009 Tarihinde Canlı Olarak Yayınlanan Röportajından)
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 68. sayı (Şubat 2010) 22. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 233 kez incelendi.
|
 |
|